“Vatana Hizmet Görevlerin En Yücesidir”

“Vatana Hizmet Görevlerin En Yücesidir”

120 bin konut satıldı

120 bin konut satıldı

Asfalt ve beton MESTON tarafından üretiliyor

Asfalt ve beton MESTON tarafından üretiliyor

4 Caddenin asfaltı yenilendi

4 Caddenin asfaltı yenilendi

“Millet kıraathanesi hizmete girecek”

“Millet kıraathanesi hizmete girecek”

“Dedem Hıçkıra Hıçkıra Ağlamış, Şükür Namazı Kılmış”
  • Ana Sayfa » Türkiye
  • 8 Mart 2018 - 12:45:39
“Dedem Hıçkıra Hıçkıra Ağlamış, Şükür Namazı Kılmış”

İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy’un torunu Selma Argon, “Çanakkale’de zafer kazanıldığını Kuşçubaşı Eşref’ten duyan dedem Mehmet Akif Ersoy hıçkıra hıçkıra ağlamış, şükür namazı kılmış,  Kuşçubaşı Eşref’e sarılarak sevinç gözyaşları dökmüştür. İstiklal Marşı için verilen 500 altını şehit yakınları, aileleri ve gazilerimizin meslek sahibi olmaları için açılan bir kuruma bağışlamıştır. Dedem Milli Mücadelede aktif rol almıştır” dedi.

 

Yazar Argon, “Dedemiz asla mazlum bir insan değildi, acınacak bir hali de yoktu, bazı dizilerde köşede kalmış, mazlum, acılar içinde bir insan gibi gösteriyorlar ancak Mehmet Akif Ersoy hiçbir zaman başı öne eğmemiş, hiç kimse önünde eğilmemiş, sadece Rabbinin önünde eğilmiş bir insandır, mazlum gösterilmemesi gerekir” dedi.

SELMA ARGON ‘4.YEŞİLYURT KİTAP YURDU’ PROJESİYLE ÖĞRENCİLERLE BULUŞTU

110 yazar ile 110 bin kitabın öğrencilerle buluşmasını sağlayan ‘4.Yeşilyurt Kitap Yurdu’ projesi kapsamında Malatya’ya gelen Yazar Selma Argon, Abdulkadir Eriş Güzel Sanatlar Lisesi konferans salonunda düzenlenen söyleşide öğrencilerle bir araya geldi.

“BÜYÜK ŞAİRİN TORUNUNU AĞIRLAMAK BİZİM İÇİN ŞEREFTİR”

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Yeşilyurt Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat, büyük bir saygı ve minnetle yâd ettikleri Mehmet Akif Ersoy’un torunu Selma Argon’u Malatya’da ağırlamaktan onur duyduklarını söyledi.

Dedesi Mehmet Akif Ersoy’un vatanseverliğini, ülke sevdasını, çektiği çileleri şehir şehir dolaşarak anlatan Selma Argon’a ‘4.Yeşilyurt Kitap Yurdu’ projesine destek verdiği için teşekkür eden Yeşilyurt Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat, “İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy’un torunu Selma Argon’u ağırlamak bizim adımıza onurdur, şereftir. Mehmet Akif Ersoy’un torunu olmak başka bir anlam, değer ve güzelliktir. Yeşilyurt Belediyesi olarak eğitime çok büyük önem vermekteyiz, sosyal, sanatsal, kültürel ve eğitim hizmetlerimizle sürekli fark oluşturuyoruz. Kaymakamlık ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüzle işbirliği halinde sürdürdüğümüz ‘Yeşilyurt Kitap Yurdu’ projemizin kapsamında yazarlarımızı, düşünürleri şairlerimizi, kanaat önderlerini, siyasetçileri halkımızla ve öğrencilerimizle buluşturuyoruz.  Bugüne kadar 110 yazar ve 110 bin kitabı bu projeyle öğrencilerimizle buluşturduk. Amacımız; öğrencilerimizi yazar ve düşünürlerle bire bir diyaloga girmesi ve tecrübelerinden yararlanmalarıdır. Bizim kaybettiğimiz nokta okumak tekrar kazanacağımız nokta ise yine okumaktır” dedi.

“BUGÜN KİTABI DEĞİL YAZARI OKUYACAĞIZ”

Selma Argon’u Yeşilyurt’ta ağırlamaktan büyük onur duyduklarını belirten İlçe Kaymakamı Ali Sakar ise, “Her yazar farklı bir dünyadır, bizi farklı dünyalarda buluşturur. İstiklal Marşımızın yazarı Mehmet Akif Ersoy’un emaneti Selma Argon’dan saklı kalmış bir ömrün zorluklarını dinleyeceğiz. Bugün kitabı değil yazarı okuyacağız” dedi.

“DEDEM EĞİLMEDEN, BÜKÜLMEDEN, DOSDOĞRU BİR HAYAT YAŞADI”

Milli Mücadelenin en büyük kahramanlarından olan, kaleme aldığı İstiklal Marşı ile milletin vatana, millete ve bayrağa olan sevdasını tüm dünyaya haykıran Mehmet Akif Eroy’un vatanperverliğini ve yaşam öyküsünü anlatan Selma Argon, “1873 yılında dünyaya gelen dedemiz Mehmet Akif Ersoy’un dünyaya gözünü açtığı günden, o duygu yüklü marşın, o güzel satırların yazıldığı dönemi düşünerek dedemizi iyi anlamamız gerekiyor. 1873 yılından bugüne kadar geçen zamanı çok şeyler değişti. Dedemin en fazla önem verdiği samimiyettir, kaleme aldığı şiirler ve marştan tutunda yazdığı kitaplarda ve dostlarıyla olan ilişkilerinde inandığı yolda asla ve katiyen sarpmadan, eğilmeden, bükülmeden dosdoğru gitmesi samimiyetini ortaya koymaya yetmektedir. Kırgınlıkları olmuş ancak çabuk geçermiş, bildiğini çevresiyle paylaşır, bilmediğini de öğrenirmiş. Vatan ve millet sevdasıyla yanıp tutuşan Mehmet Akif Ersoy’un soyundan gelmek, böyle bir ailenin ferdi olmak benim için her zaman gurur olmuştur, kendimi şanslı hissediyorum” dedi.

“ÇANAKKALE ZAFERİNİ DUYAN DEDEM HIÇKIRA HIÇKIRA AĞLAMIŞ, ŞÜKÜR NAMAZI KILMIŞ”

Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Zaferini öğrendiği zaman ağladığını dile getiren Argon, “ Çanakkale savaşının zaferle sonuçlandığını Enver Paşa Kuşçubaşı Eşref aracılığıyla dedeme iletmiş. ‘ Üstad Çanakkale geçilmedi’ diyen Kuşçubaşı Eşref’in sözlerinden sonra donup kalan dedem gözlerinden yaşlar akarak Kuşçubaşı Eşref’e sarılarak hıçkıra hıçkıra ağlamış, hep beraber sevinç gözyaşları dökmüşler. Dedem bu zafer haberinin ardından şükür namazı kıldığını duydum, hatta Kuşçubaşı Eşref namaza kılan dedemin sürekli yerde yattığını görünce meraklanmış ve bakmış ki dedem dua ediyor; “ Allah’ın bu destan yazılmadan benim canımı alma’ diyerek yalvarıyor işte bize rengârenk anlattığı, tablo halinde gözümüzün önüne serdiği Çanakkale şiirini necid çöllerinde yazıyor. O tarihi şiiri her okuduğumuzda gözümüzün önünde canlanan tablolar vardır. Ben bu yaşta hâla hayretler içerisinde okuyorum, o nasıl ifadeler öyle, o nasıl Mehmetçiğine hiçbir şeyi layık görmezde Sevgili Peygamberimizin kucağına gönderir, Mehmetçiğimize bundan daha güzel bir hediye düşünülemez” diye konuştu.

“MİLLİ MÜCADELEYE KATILMAK BİZİM EN BÜYÜK GÖREVİMİZDİR”

Mehmet Akif Ersoy’un Gazi Mustafa Kemal ile olan diyalogunu anlatan Yazar Argon, “Dedem sürekli görevli olarak Anadolu’nun farklı kentlerine gönderilir, cephe cephe dolaşarak milli mücadeleye destek verir.Bir gün dedemi ziyaret eden askeri üniformalı bir görevli Mustafa Kemal’den mektup getirdiğini söyler ve Ankara’ya davet edilir.Dedem 11 yaşındaki Emin dayımı yanına alarak yola çıkarlar ve ‘artık buralarda durulmaz, çağrılıyoruz’ diyerek davete icabet eder.Ülke genelinde aydınlatma ve irşad heyeti kurulmuş, insanlara milli mücadelenin anlatılması isteniyor, vaazlar verilmesi isteniyor ve dedemde bu heyetin başındadır.Dedem, dayım ve arkadaşları Ankara’ya kâh yürüyerek kâh trene binerek, kâh Kuşçubaşı Eşref’in atlı birliklerinin yardımıyla ulaşırlar.Çeşitli camilerde düzenlediği vaazlarda vatan, millet ve bayrak sevdasını anlatan dedem, ‘Milli Mücadeleye katılmak bizim en büyük görevimizdir’ derken her vaazında insanları birlik ve beraberliğe çağırır.Şunu net olarak ifade edeyim ki; sizlerin yaşında Kuleli talebeleri okulu bırakıp Milli Mücadeleye katılmak için Anadolu’ya kaçmışlar, biz bu zaferi bu insanlar sayesinde elde ettik.Mezun vermeyen okullar var, eşini kaybeden kadınlar bir yandan kaybettiklerinin acısını yaşarken diğer taraftan yün örüyor, ellerindeki erzakları cepheye gönderiyorlar, kağnılarda silah taşıyorlar. Hâla ülkemiz üzerinde gözü olan düşmanlarımız bizi asla rahat bırakmıyorlar, birliğimiz ve beraberliğimizi kaybetmemek gerekiyor. Aramıza fitne, fesat sokmamamız lazım. Dedem Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi ‘ Kaleler topla tüfekle feth edilmiyor, içimize fitne ve fesat girdiği zaman, birbirimizi ayrıştırdığımız zaman, birbirimize güvenmediğimiz zaman kale içten feth edilebiliyor’ ” dedi.

“ İSTİKLAL MARŞI MİLLETİN HEYECANINI VE TUTKUSUNU ANLATIR”

Dedesi Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşını yazdığı günleri anlatan Argon, “Milletin tutkusu ve heyecanını anlatacak bir marş ihtiyacı doğuyor, yarışma düzenlenmesine karar veriliyor. Birinciye 500 altın hediyeli bir yarışma tertip ediliyor ve 724 şiir geliyor. Ben bazılarını okudum, içinde çok güzel şiirler vardı. Bunlar cepheye dağıtılır okutulur ancak bir heyecan yaratmamıştır. Mustafa Kemal bizzat  ‘Üstad Mehmet Akif Ersoy’un neden şiiri yok’ diye sorar, çünkü Mustafa Kemal dedemin vatanseverliğini, heyecanını ve coşkusunu biliyor, çevresindekiler ise ‘Yarışma olduğu için Üstad katılmadı, yarışma ile milletime parayla şiir yazmam, hele hele İstiklal Marşı olacak bir şiiri asla yazmam, ısrar etmeyin dedi, Mehmet Akif ’ yanıtını verirler. Dedemi şiir yazması için ziyaret edenler ‘biz sizin adınıza bu şiiri yazdıracağız diye söz verdik’ diyorlar, dedemde üç defa ‘söz mü verdiniz’ diye sorar, çünkü söz dedem için ancak ölürse tutamayacağı bir şeydir, o zaman ‘yazacağız’ yanıtını veriyor. Ve aklındaki bütün cümleleri kâğıda döküyor. Dedemiz son gün İstiklal Marşını Meclise imzasız takdim eder, o gün kalabalıktır, Mustafa Kemal’de o anda Meclis’tedir, bir defa okunur tartışmalar çıkar, beğenenler, beğenmeyenler olur, ikinci defa okunur ardından üçüncü defa okununca şiirin kazanacağı belli olur. Dedemiz o sıralarda dışarıya çıkmış çünkü her okunuşta alkışlarla kesiliyor satırlar. Mustafa Kemal, Abdullah Suphi’ye ‘Benim kürsüme gelin bir kerede burada okuyun ve artık ayakta okuyalım’ der. İstiklal Marşımız kabul edildiği sırada o anda dışarıda olan dedemiz yanına gelen Abdullah Suphi’ye ‘ Ben iyi yazdım mı fikrim yok ancak sen çok güzel okudun’ diyerek arkadaşını tebrik ediyor. Yarışmanın ödülü olan 500 altını dedeme vermeye çalışıyorlar ancak dedem bunu kabul etmiyor ve ‘ben bunu almayacağımı size önceden söyledim’ yanıtını veriyor. Dedemizde o yıllarda şehit yakınları ve gazilerine meslek öğreten bir kuruma 500 altını bağışlıyor ve bu bağışın yapıldığına dair bir dergide yayın yapılmasını istiyor çünkü ‘daha önceden almayacağım dedi şimdi aldı cebine koydu’ sözleriyle muhatap olmamak adına dergide bu yayını yaptırdı. Dedem o gün cebinde sadece iki lira varmış onu da meclise gidip gelmek için yakın arkadaşı Şerif Bolarlı’dan almış.”dedi.

“DEDEM SADECE RABBİNİN ÖNÜNDE EĞİLMİŞTİR”

Yazar Argon söyleşinin sonunda; “Dedemiz parayı elinin tersiyle iten bir adamdı, hayatı boyunca paraya hiç kıymet vermemiş, kendi seçtiği hayatı yaşamıştır ancak asla mazlum bir insan değildi, acınacak bir hali yoktur o hayatı kendisi seçmiştir. Milletiyle beraber olmayı onlar gibi yaşamayı tercih etmiştir. Bazı dizilerde köşede kalmış, mazlum, acılar içinde bir insan gibi gösteriyorlar ancak Mehmet Akif hiçbir zaman başı öne eğmemiş, hiç kimse önünde eğilmemiş, sadece Rabbinin önünde eğilmiş bir insandır, mazlum gösterilmemesi gerekir” dedi.

“MEHMETÇİKLERİMİZE DUA EDELİM, ALLAH ONLARI KORUSUN”

Öğrencilerden tarih bilincine sahip olmalarını isteyen Yazar Argon, “Şu anda sınırda düşmanlara karşı büyük bir mücadele veren Mehmetçiklerimizden Allah razı olsun, onlara dua edelim, hepsine selam olsun, hiçbir askerimizin kılına zarar gelmesin inşallah. Askerlerimiz cepheye şehit olmak için, inanarak gidiyorlar, kendi cenaze namazlarını kılıp gidiyorlar, böylesine inanılmaz bir durum başka hiç yerde göremezsiniz. Çanakkale savaşlarında da böyleydi, o zafer yıllarında askerlerimiz kendi cenaze namazlarını kılıyorlardı, çünkü şehit olacağına inanıyor ve kendini buna hazırlıyorlardı. Bu milletin evladı olmaktan onur duyuyorum. Bayrağımıza sıkı sıkıya sarılacağız çünkü o bizim kutsalımız” dedi.

  • Etiketler
  • Yorumla
YAZARLAR
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz
avukat dosyası