“Öğrencileri bilimsel çalışmalara dahil edeceğiz”

 “Öğrencileri bilimsel çalışmalara dahil edeceğiz”

8 mahalleye içmesuyu hattı

8 mahalleye içmesuyu hattı

Gürkan muhtarlarla buluştu

Gürkan muhtarlarla buluştu

Yemeklerimiz Brüksel’de tanıtılacak

Yemeklerimiz Brüksel’de tanıtılacak

Öğrenciler Atabey Feribot İskelesi’ni gezdi

Öğrenciler Atabey Feribot İskelesi’ni gezdi

HAMİDİYE MAHALLESİ’NİN BÜYÜSÜ
  • ErolKURHAN
    • Erol KURHAN
    • erolkurhan@hotmail.com
    • 30 Ağustos 2017 - 21:44:34

Yaşı kemale ermiş Malatyalılar iyi bilirler, Hasan Varol Ortaokulu’nun hemen yanında Tekmezara ve Cengiz Topel’e çıkan çok dar bir sokak vardı. Uzunluğu 8-9 metre, eni 80-90 santim. 3 kişi yan yana yürüyemezdi.

İşte o konumda Haluk Şamlıoğlu, ben ve Bülent Selçuk (Bozo) mahallemize doğru yürüyorduk. Akşam karanlığı yeni bastırmıştı ki, neye uğradığımızı şaşırdık. Ben diyeyim 8 kişi, siz deyin 10 kişinin saldırısına uğradık. Haluk bu ortama göre biri değildi. Çelimsiz ve gözlüklü idi. Gözlüğü kırılsa ne yaparız, diye düşünüyorduk. İki yumruğun morluğu geçerdi ama kırılan gözlüğün göze vereceği zarar korkutucu idi. Biz kör döğüşüne girip, yere düşmemeye çalışırken, diğer yandan da Haluk’a kaç diye bağırıyor, bir yandan da ona kaçabileceği yolu açmaya çalışıyorduk.

Sonuç, bizi bir güzel ıslatanlar, kaçmıştı. Haluk mahalleden büyüklü, küçüklü kim varsa almış gelmişti. Ve o insanlar Tekmezar’a giderek, gece yarılarına kadar, o saldırganları aramışlardı.

Hamidiye Mahallesi böyle bir yerdi. Kimin başına ne gelirse gelsin, olay ortaktı. Zerre çıkar düşünülmez, zarar ise kişinin en az zararla işi bitirmesi istenir, kar ise en yüksek karla olayı tamamlaması için çalışılırdı. Büyüklere saygı, küçüklere sevgi en üst derecedeydi. İyilikler karşılık beklenerek yapılmazdı.

Mahallenin kalbi Nasuhi Caddesi’nde atardı. Nasuhi Caddesi yalnız mahallenin kalbi değil, adeta Malatya’nın merkezi konumunda idi. Derme İlk Okulu’nu, Çekirdek Pasajı’nı, Melek Sineması’nı, Muhtarlar Kıraathanesi’ni bilmeyen yoktu. Tüm Malatyalıların bu caddeden geçmediği gün olmamıştır adeta.

Mutlaka yolu düşmüştür, çünkü Malatya’nın sporcusunu, bürokratını giydiren terziler, en modern traşı yapan berberler, en güzel çorbayı kaynatanlar hep bu merkezi konumdaki Nasuhi Caddesi’nde idi.

Bu gün Büyük Baharatçı’dan Emeksiz’e (Milli Eğemenlik Caddesi) kadar olan bölüm de o gün ailelerin yaşadığı ahşap ve kerpiç evler bulunurdu.

Kimler yoktu kimler, merhum Abdulhadi Çekirdek mahallenin değişmez muhtarı idi. Yine Merhum Fikri abi Malatya sosyetesini giydirirdi. İspanyol paçaları kişiye uygun diker, bir kez pantolon diktiren bir daha vazgeçmezdi. Malatyasporlu futbolcularda Fikri abiyi tercih ederdi. Fevzi abi de terzilik konusunda ünlü idi. İşlerini bu kadar severek yapan, müşterisini memnun etmek için uğraşan esnaf yoktu. Memnuniyet, kazançtan önce gelirdi. Berber Nejdet , gençleri traş ederdi. Koltuğa biri oturur biri kalkardı.

Pasaj içerisinde gömlekçi Mehmet abi başını kaşıyacak zaman bulamazdı. Kaya Dondurma Salonu yaz ve kış aylarında en çok vakit geçirdiğimiz mekan olmuştur. Yazın dondurma kazanı çabucak boşalır, yenisi gelirdi. Akşama kadar bu işlem birkaç kez tekrarlanırdı. Kışın yaptıkları tavuklu mercimek çorbasına bayılırdım. Hala bu gün olmuş o tadı bulamamışımdır. Bu birkaç metrekare yerde bulunmamız ne Kaya abiyi ne de Hüseyin’i rahatsız etmezdi. 2 gün uğramazsak sağlığımızdan şüphe eder, araştırır, sorarlardı. Terzi Çolo Vahap, Osman Bulut, Cahit abi, Sezai Çiçek, Beydağı Matbaası sahibi Hasan Anlar, Elektrikçi Harut Delgi, Radyocu Fikret usta, Balıkçı Talat Dayı, Çicekçi Doğan Ziraat Okulunun Sütünü satan Hamdi Dayı, Çaycı Harun, Çorbacı Hasan Varol, tabelacı Mahmut Kıvrak oğlu Atilla, Kırkambarlar, MobilyacıNurettin Gelgellioğlu, Fotoğrafçı merhum Nihat abide caddemizin esnaflarından dı. Ayrıca Malatya’nın büyük bir bölümüne ekmek yetiştiren Asri Fırın ve Gençlerin rağbet ettiği Abdullah Kapusuz’a ait Olimpiyat Kahvesi uğrak yerlerdi.

Melek Sineması ise, bu mahallemizin gecede canlı olmasını sağlardı. Hüseyin Yeşil ve oğlu Zeki Yeşil’in sahipliğindeki Melek Sineması sabah erken saatte açılır. Her yer yıkanır, bir gün önceki akşam sıra şeklindeki sandalyeler arasına atılan çerez kabukları temizlenir, meşrubat şişeleri toplanırdı. Ressamın tuvali şeklindeki tabelaya akşamki filmin afişi ve bazı sahnelerin fotoğrafları raptiye ile çakılır. Sabah saatlerinde giriş kapısına dikilirdi. Hüseyin abi mahalleliden para almazdı, hatta bir çok kişiye loca ayırdığını söyler, çocuklarıyla birlikte gelmeleri için davet ederdi.

Gençlerin en büyük tutkusu futboldu. Derme İlk Okulu’nun bahçesinde ilk ve orta okul seviyesindeki çocuklar, Kız Enstitüsü bahçesinde ise daha büyükler her gün akşama kadar maç yaparlardı. Futbolun kalbi de burada atardı.
Bir çok evin irili ufaklı bahçeleri de vardı. Buralarda bizlerin zaman zaman oyun sahası oluyordu. Satranç ve benzeri diğer oyunları bu bahçelerde oynardık. Malatya Ticaret eski Müdürü Bayram Yumrutepe’nin küçük kardeşi merhum Mehmet Yumrutepe vasıtasiyle çim ve meyve ağaçlarının bulunduğu bahçe uğrak yerimiz olmuştu. Aileler mahallenin gençlerine kendi çocukları gibi davranırdı.

Gerçek bir arkadaşlık, dostluk vardı. Bu gün sosyal paylaşım sitelerinde bir çoğunun sayfaları var ve gerek siyasi, gerekse gelenek görenek açısından farklı olmalarına rağmen, bu kişiler arasında aynı saygı ve sevgiyi görmek mümkün.

Bu gün bir çoğu Malatya’yı terk etmiş, işlerini, eşlerini bulup bir başka kente yerleşmişler.

Başka kenti yurt edinmişler ama, hala akılları o Hamidiye Mahallesinde olmuş. Orayı hep özlemişler. Oradaki naif insanları, vefayı, samimiyeti, sevgiyi hep aramışlar. 30-40-45-50 yıl geçmiş, mahallenin büyüsünden kurtulamamışlar. Bir çoğu buluşmuş, bu buluşmalar hep duygu yüklü olmuş.

Gerçekten Hamidiye Mahallesi’ni yazmaya 1-2 sayfa az gelir.

Bakın bu mahallede kimler vardı, kimler yoktu; Mazıcılar, Emeksizler, Cengiz, Şahin ve Hadi Çekirdek, Demir, Hasan ve Muhteşem Kartal, Mahmut ve Behçet Tüzün, Kemal Taner, Haluk Şamlıoğlu, İsmail ve İrfan Altıkat, Zeki Sülükoğlu, Doğan, Güven ve Aydın Mısırlı, Tevfik Temelli, Yüksel Mazmanoğlu, İbrahim Göçmen, Bayram, Mehmet ve Şahin Yumrutepe, Yaşar Karaaslan, Mustafa Tümer, Sırrı Tecimer, Bülent ve Haluk Selçuk, Kemal Kökova, Selim Alacahanlı, Kemal, Ünal Ergöçler, Tarık, Özgür ve Sait Kırkambar kardeşler, Vaizoğulları, Talat, Bedri ve İlhan Şavata, İbrahim Göçmen, Ali Saral, Alamancı Muzaffer Günbak, Torun Ahmet İzolluoğlu, Hüseyin ve sorikli Hasan kardeşler, o günden bu güne tek ayakta kalan evin sahibi Rıfat İlhan ilk aklıma gelenler ancak, komşu mahallelerden de bir çok isimleri hatırlamamak mümkün değil. Mesela, Atilla Kıvrak, Suat Şeftaliçioğlu, Erhan Kırçuval, Vedat Erdoğan, Ali Şanlı, Ercan Erdoğan, Mehmet Çoban, Zeki Güçlü, Suat Arzık, İbrahim Demirden, Celal Cücemen, Adnan Pişkinöz, Mustafa Kömürel ve hatırlayamadığım onlarca kişi Hamidiye Mahallesi’nin yakından tanıdıkları idi.

Melek Sineması’nda görevli kapıcı Kadir Dayı, yer gösteren Gro Abdulla, Hüseyin, Nedim ve makinist Reşit, sinema önünde mısır satan Ayhan, ince Cumali, Limon Metin ve Mestika Ramazan mahallenin birer fertleri gibiydi.
Şorikli Deli Yaşar’da gününün büyük bölümünü Nasuhi Caddesinde geçirirdi. Aşhan Bacı tek katlı evinde oğlu Muzaffer ile kalırdı. Bir de Camoka Deli Cahit vardı. Kartalların tüpcü dükkanında çalışırdı. Tüp taşımak üzere tasarlanmış, önü kasalı, 3 tekerlekli bisikleti ile akrobatları özendirir, bağırtısı ve sürati ile Malkoçoğlu filimlerindeki Camoka’ya benzemeye çalışırdı.

Az öncede belirttiğim gibi bir çoğu Malatya dışında yuvasını kurmuşlar.

Bunlardan Hadi ve Cengiz Çekirdek, Babam Haci Ali Kurhan, Zeki Sülükoğlu, Yüksel Mazmanoğlu, Mehmet Yumrutepe, Bülent Selçuk, Erhan Kırçuval ve birçoğu vefat edenler.

Mazıcı ailesi, Emeksizler, Demir Kartal, Mahmut ve Behçet Tüzün, Haluk Şamlıoğlu, Doğan, Güven ve Aydın Mısırlı, Tevfik Temelli, Suat Şeftaliçioğlu, Vedat Erdoğan ve Mustafa Tümer İstanbul’a, İrfan Altıkat Konya’ya, İbrahim Demirden İzmir’e yerleşmişler.

Bu isimlerin her birinin öyle anlatılacak hikayeleri var ki, mesela Vedat Erdoğan, uzun yıllar Malatyaspor’un formasını giymiş, yöneticisi olmuş, hala kalbi Malatya için Malatyalılar için atıyor.

Eskişehirspor’un unutulmaz santraforu Mahmut Tüzün’e, küçük kardeşi can dostum Behçet Tüzün’e Suat Şeftalicioğlu’na, dünyalar güzeli kalbi olan İrfan Altıkat’a neler yazılmaz, neler.

Merhum Erhan Kırçuval’a, merhum adam gibi adam Yüksel Mazmanoğlu’na hiç bu kadar yazı yeter mi?

Ölenlere rahmet, sağ olanlara afiyetler dileriz…
www.malatyahakimiyet.com

  • Etiketler
  • Yorumla
YAZARLAR
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz
avukat dosyası