DEMARD’dan MHP’ye ziyaret

DEMARD’dan MHP’ye ziyaret

Öğretim üyeleri cübbe giydi

Öğretim üyeleri cübbe giydi

Temiz Çevre, Sağlıklı Toplum’ İçin 7/24 Hizmet

Temiz Çevre, Sağlıklı Toplum’ İçin 7/24 Hizmet

Miniklere beceri ve eğitim merkezi

Miniklere beceri ve eğitim merkezi

Avrupa Malatyalılar Federasyonundan ziyaret

Avrupa Malatyalılar Federasyonundan ziyaret

BENİM DÜNYAMIN KUTLU PEYGAMBERİ
  • AyşeBenek KAYA
    • Ayşe Benek KAYA
    • aysebenekkaya@gmail.com
    • 10 Ağustos 2017 - 09:19:31

Hamd ü senaların en güzeli, en kıymetlisi, en temellisi, en azametlisi, devamıyla devamlı olanı; O’nun ve bizim yeryüzüne gelmemizi, O’na ümmet olmamızı sağlayan Yüce Allah’a… Salat u selâmların en şümullüsü, en faziletlisi, Allah’ın ve O’nun razı olacağı biçimde olanı da o güzel peygamberin üzerine olsun!..

Doğumuyla haftaları değil, mevcudatı-mahlûkâtı, zerreyi-kürreyi, yeri-göğü kutlulamış, kâinatı şereflendirmiş; semavatı da neşveye, saadete, huzura boğmuştur. Bu ve benzer sebeplerdir ki, güzel peygambere mensubiyet Allah’tan bir lütuftur diye düşünüyorum.

Rabb’inin izniyle iyi bir öğretici, usta bir rehber, ideal bir aile reisi, şefkatli bir baba, sevecen bir dede ve içinde yaşadığı toplumun saygın ve model insanıdır. O’nu diğer insanlardan ayıran tek ve muhteşem özellikse, Allah tarafından seçilmiş ve risalet için görevlendirilmiş olmasıdır.

Gök ehli, O’nu Rabb’inin adıyla her daim sabır ve muhabbetle, hiç sekitmeden kıyamete kadar zikreder durur.

Yer ehli ise, bu sabır ve sadakatten zaman zaman uzaklaşıverir. Nefsin, hevanın ve hevesin kurbanı haline gelir, unutur ya da erteler. Bu itham yalnızca insanoğlu içindir. Oysa hayvanlar ve bitkiler kendileri içilen çizilen kader sınırları içinde hiç itiraz etmeden, sorgulamadan: “Amansız, nedensiz, niçinsiz?”, Rabb’ini de unutmadan yaşar giderler. Her bir canlı hal diliyle zikrini de hiç aksatmadan yerine getirir. Zira her iki cinste da akıl ve muhakeme yoktur, teslimiyet çoktur. Ona verileni yerine getirmek zaten görevidir.

Allah’ın kendisini muhatap aldığı, ona tenezzül buyurduğu, mahlûkatın en şereflisi kıldığı insanoğluna gelince hem Rabb’ini hem de Peygamberini sevme, sayma ve anlama noktasında zaafa deşer. Bir kısım insan O’nu yalnızca bir risalet görevi yaptığını ve misyonunu tamamladığını düşünerek avamlaştırır. Velev ki öyle olsun: 1400 yılı aşkın bu dine olan rağbet neyle izah edilebilir? Başka bir deyişle eğer öyle olsaydı, bu din asırlar boyu bir uçtan öbür uca nasıl yayılacaktı. Sadece risaleti ve tebliği yerine getirmiş olsaydı bu dini tanıma-tanıtma, öğrenme-öğretme ve yayma yolunda onca sıkıntı ve eziyetlere niye katlanacaktı? Yahut da sırf peygamber olduğu için bu sıkıntı ve eziyetlere maruz kalması hakkaniyete sığar mıydı?

Diğer bir kısım insan ise O’nu durması gereken yerden alıp taa yükseklerde bir yere koyup O’na olağanüstülük yükleyip ilâhi bir kılıfa sokar. Böylece hep hayatımızın dışında kalan, elini eteğini çekmiş, uzaktan büyük bir aşkla bağlı olduğumuz bir peygamber modeliyle karşılaşırız. Kendisine verilen her türlü vazifeyi yerine getirdiği halde masal veya efsane kahramanı kimliğine büründürüp ruhsuzlaştırmak, hayatımızın dışında uzak bir yere yerleştirip sonra da; “O’nun ümmetiyim.” demek ne kadar doğrudur ben düşünmek bile istemiyorum.

Oysa Hz. Muhammed Allah’ın kelamı olan Kur’an-ı Kerim’de anlatıldığı ve övüldüğü gibidir. Biz hayatımızın her anını, düşüncemizin her kelimesini, hal ve hareketlerimizi, alış-verişimizi, aile hayatımızı, sosyal hayatımızı, ibadetlerimizi Kur’an ölçekli, vahiy dayanaklı, hadis ayaklı olarak yerine getirirsek Peygamberimiz bu zamanda bile bizimledir. O’nun hayatı işte o zaman bize örneklik teşkil eder. Elbette ilâhîdir, elbette kutsaldır, elbette vahyin ve risaletin muhatabıdır. O’nu hayatımızdan çıkarıp çok yükseklere ya da alçaklara mahkûm etmek O’na yapılan bir zulüm olmakla beraber hayatımızın rotası şaşar. Model insanımızı elimizle yok edip onun yerine kafamıza göre (Bana göre! Sana göre!) belirlediğimiz başka model insanları merkezimize oturturuz ki, Allah korusun, işte o zaman şirkin tam göbeğine düşmüş oluruz. O ne aşağıdadır, ne de yukarılardadır. O, isteyene, arayana, bilene, ruhuyla asr-ı saadette olduğu gibi bizim en yakınımızdadır, dizimizin dibindedir.

Rabb’im O’na dengeli ve seviyeli bir yük yüklemiştir. O da hayatı boyunca bu dengeyi bozmamaya bu seviyeyi korumaya azami özen göstermiş, hep farkında olarak yaşamıştır. Bu yükün taşınması ve korunması esnasında da çok büyük sıkıntılar çekmiştir. Kimi yerde anında uyarı almış, kimi yerde anında imdadına yetişilmiştir.

O, öncelikle kul, eş, baba, dede, sadık bir dost, emin bir insandır. Aynı zamanda İlahî bir tarafı da vardır: Peygamberdir. O yüzden Kur’an gerçeği göz ardı edilmeden ana rehberimiz olarak hayatımızın her anında yer almalıdır. Ancak o zaman peygamberimizi gerçek manada tanıyabilir, O’na yakışan bir ümmet olma yoluna gireriz. Böylece gereksiz tefrikalara da meydan vermemiş olarak bir sünneti daha yerine getirmiş oluruz.

Her inanan gönülde kokusu önce gönülleri sonra da dünyayı saran sayısız güllerin açması ve rızaya ermek dileğiyle, Kutlu Doğum Haftanızı tebrik ederim.

  • Etiketler
  • Yorumla
YAZARLAR
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz
avukat dosyası

gaziantep escort istanbul escort mecidiyekoy escort halkali escort bahcesehir escort beylikduzu escort bakirkoy escort