DEMARD’dan MHP’ye ziyaret

DEMARD’dan MHP’ye ziyaret

Öğretim üyeleri cübbe giydi

Öğretim üyeleri cübbe giydi

Temiz Çevre, Sağlıklı Toplum’ İçin 7/24 Hizmet

Temiz Çevre, Sağlıklı Toplum’ İçin 7/24 Hizmet

Miniklere beceri ve eğitim merkezi

Miniklere beceri ve eğitim merkezi

Avrupa Malatyalılar Federasyonundan ziyaret

Avrupa Malatyalılar Federasyonundan ziyaret

MALATYA ŞİVESİ
  • Av. SelamiYÜCEL
    • Av. Selami YÜCEL
    • selamiyucel@hotmail.com
    • 4 Temmuz 2017 - 13:44:47

LEHÇE ŞİVE VE AĞIZ

 

Yazımın başlığına yazacağım isim konusunda epeyi tereddüt geçirdim. Malatya şivesi mi desem daha doğru olurdu; yoksa; Malatya ağzı mı ? Düşündüm taşındım ve “Malatya Şivesi” ismini kullanmaya karar verdim. Kalemim o tayana(tarafa) kaydı.

Yazıma uygun olarak zaman zaman Malatya şivesine de yer vereceğim. Haberiniz ola! Kullandığım Malatya’ya mahsus kelimelerde şivenin hakkını vermek için “Ğ” harfinin genizden gelen “Ğ” şeklinde okunmasını rica ediyorum.

Dil bilimcileri lehçe şive ve ağızı şöyle tanımlamışlar.

Lehçe: Bir dilin tarihsel, bölgesel, siyasal sebeplerden dolayı ses, yapı ve söz dizimi özellikleriyle ayrılan koluna denir.

Şive: Bir dilin izlenebilen tarihi dönemlerinde ayrılmış koludur.

Ağız ise: Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflarına özgü olan konuşma dilidir.  Ağız tüm bir ülkenin içinde meydana gelen söyleyiş farklılıkları iken; Şivede ise, sadece bir bölge içerisinde değişen söyleyiş farklılıkları anlaşılır.

Lehçe, ağız ve şiveyi tam olarak birbirinden ayırabilmek çok zordur. Bilim adamlarının lehçe ile şive tanımları da kafa bulandırmaktadır. Malatya şivesinin daha geniş alanlarda kullanılmasından dolayı şive tabirini dil bilimi açısından yanlış olsa bile kullanmayı yeğledim. Malatya merkez şivesi sadece Malatya’da değil geniş bir coğrafyada konuşulur. Malatya’yı belki bizim gibi konuşanların bir parçası sayabilirsiniz ama, şivemizi yöresel bir nüans farklılığı gösteren bir ağız olarak yorumlanmasına beni razı ettiremezsiniz. Bir de ağız kelimesini pek benimseyemedim. Üstelik “ağız” kelimesi konuşma dilimize de yansımamıştır. Öğrenciliğimizde dil, lehçe ve şiveyi öğrendik ama “ağız” kelimesini hatırlamıyorum. Bir de aksan diye bir şey var. O da ne demek acaba, onu da nereye koyacaksınız. ? Şive ile ağızın aynı şey olduğunu söyleyenler de var.

Bir kaç sene önce Şebinkarahisar Pazarını gezerken kendimi Malatya’da bir pazarda sandım. Konuşmalar, şive hemen hemen aynı. Elazığ şivesi de Malatya’ya çok yakın.  Ama dil bilimcileri bu yöreyi ayrı bölgeye koymuş. Ben hislerimin tercümanı olacağım. Malatya şivesi dersem bilim adamları isterlerse Malatya ağzı diye anlasınlar.

Şivemiz, bizim kültürümüzün en önemli taşlarındandır. Şivemiz unutulur ise diğer kültür değerlerimiz de ona paralel olarak unutulur, hayat monotonlaşır; insanlar tek düze olur;  Yörenin kokusu, şirinliği havası ve rengi kaybolur.

Malatya’ya bakarsak; yöresel kültürümüz diğer kültür varlıklarımızla beraber hızla kayboluyor. Bu durumu hissetmeyi bir tarafa bırak gözlerimle dahi görüyorum. Malatya şivesi konusunda da çalışmalarım var. Otuz sene kadar önce bir deftere Malatya’nın mahalli kelimelerini yazmaya başlamıştım.

MALATYA ŞİVESİNİ NEDEN YAZDIM

Yazıhaneme komşu hemşerimiz bir avukat arkadaş var. Çırmıktı’lı (Yeşilyurt). Sağ olsun sık sık da ziyaretime gelir. Birbirimize de zaman zaman takılırız. Benim en büyük özelliğim sevdiklerime takılmaktır. İsmimi yazında yazma dediği için burada zikretmiyorum. Benim ince esprilerimi bazı kişiler anlayamaz. O arkadaşım;  Yazılarımın çoğunu okur ve beğenir. Bazen de esprilerimin dozunu ayarlayamamış olacağım ki. Bana kısa süreliğine küser de. Geçenlerde de bir yazı yazmıştım. “yarmacalı pilav” diye. O yazımı yayınlandıktan sonra okumuştu.”Yav Selami, bundan sonra yazılarını gazeteye göndermeden önce ben okuyayım, görüşlerimi söyleyeyim. Mesela o yazını beğenmedim. Vedat Erdoğandan bahsetmişsin muhterem hemşerim dememişsin. Bir de Malatya’nın siyasetçilerini yaz dedi.”devamla…

  • Gardaş gözümde gene it dirsegi çığdı(çıktı). Ne yapağ(yapalım)? Dedi. Ben it dirseği çıkan gözüne dikkat ederek;
  • Hakkaten(hakikaten) gardaş teşen de(iltihap) almış, közde kuru soğanı bişirt(pişirt) gözüne basdır, bir vağıt(vakit) beklet. İşallah şifa bulursun dedim ama. Birden bire de zihnim açıldı. Bu teşen lafı benim sözlüğümde var mı idi.? Baktım yok. O zaman ben bu Malatya şivesini yazayım dedim.

Bu yazıyı yazmama etken olaylardan birisi de TRT 1 de yayınlanan” Bir de onlar düşünsün” isimli, İlk bölümü Malatya’da çekilmiş baş Aktör’ü  Aziz Keklik olan bir dizi. Malatya’lı görsel sanatçıları feryad-ı figan ettiler. Şivemizi, ağzımızı yanlış yorumluyorlar, bize hakaret ediyorlar, örf ve âdetimizle,  dilimizle alay ediyorlar diye. Ben de dedim ki eğer bizi yöresel tiyatrocular ve de yazarlar yazmaz ise başkaları yazar dedim. Pişekârla, Nasreddin Hoca ile bu iş olmaz. Biraz daha geniş düşünmelisiniz. Biraz da Malatya’nın mahalli kültürüne gelerek Malatya şivesini değerlendirmeli ve tanıtmalısınız. Oyunları Malatya’dan seçmelisiniz, şivemizi ortaya dökmelisiniz.

Malatya Belediyeleri  milyarlarca lirayı boş işlere harcayacağına Malatya Kültürüne, örf ve âdetine, diline harcasın. Zaten belediyelerin de birincil görevi bu. Efendim falan viyadük, falan AVM. İle günlerce meşgul olacaklarına biraz da Malatya kültürüne emek harcasınlar, masraf yapsınlar, öz kültürümüze parmak bassınlar, ilaç sürsünler, tedaviye alsınlar.

ANADOLU AĞIZLARI

Anadolu ağızları konusunda en önemli araştırmalardan birini Leyla Karahan yapmış. Dilleri sınıflandırmış, Türkçeyi Ural dilleri sınıfına sokmuş. Anadolu Türkçesine Oğuz dalları gurubunda yer vermiş.  Ayrıca bu gurubun en büyük lehçeyi oluşturduğunu Dünya’da 2.600.000 kişinin bu lehçeyi konuştuğunu açıklamış. Anadolu ağızlarını da sıralayan yazar bu ağızları 6 guruba ayırmış. Doğu gurubu, Erzurum gurubu, Ardahan Posof ağzı, Kemaliye Eğin bölgesi, Kuzeydoğu gurubu ve batı gurubu diye. Altıncı gurupta ise batı gurubu yer almış. Malatya şivesi onun deyişine göre de Batı gurubunda yer almış. Bu gurupta Havza, Amasya, Tokat, Mesudiye, Şereflikoçhisar, Alucra, Hekimhan, Arapgir, Kangal, Divriği ve Gürün var.

Leyla Karahan’ın ayırımında Arguvan, Pötürge, Doğanşehir’in bu gurupta adı yok. Akçadağ’da öyle. Akçadağ Doğanşehir ve Darende 7. Guruba sokulmuş. O gurupta . Tarsus, Ereğli, Konya merkez, Adana, Hatay, Kahramanmaraş, Gaziantep, Adıyaman, Darende , Akçadağ ve Doğanşehir sayılmış. Yani biz ilçelerimiz ile farklı guruplara sokulmuşuz.

Leyla Karahan’ın bu araştırmasında Arguvan’a yer verilmemiş. O konuda da Hemşerimiz Hasan Basri Kılıç araştırma yapmış. Diyor ki: Arguvan Türkçesi de Türkçenin Oğuz gurubunda yer almaktadır. Arguvan’lının kullandığı Türkçeye en yakın dil Gagauz türkçesidir. Ancak başka dillerden etkilenmiştir.

Malatya merkez şivesi başka guruba sokulmasına rağmen Malatya merkez şivesi ilçelerimizi bayağı etkilemiştir. Örnek vermek gerekirse.  Doç. Dr . Cemil Gülseren, kitabının 291. Sahifesinde Arguvan Merkezden Ayşe Zengin’i konuşturmuş.  Ayşe Zengin şeyle(şöyle) diyi(diyor) . “İş bilmiydim, güç bilmiydim. İşde deyim ya on altı senedirli öldü. Çocuğların(çocukların) yaşı uzun olsun hepisi de eyi. Hepisinden de irazıyım. Çocuğlara möhnetciliğim yoğ. Gocamın aylığını alıyım. “

Bu arada Malatya ili ağızları isimli Türk dil Kurumu tarafından yayınlanan Yar. Doç. Dr.Cemil Gülseren tarafından hazırlanan kitaptan da bahsetmek gerekiyor.  Bu kitapta yazar Malatya ve ilçelerinin ağızlarını dil bilgisi açısından incelemiş ve konuşma örneklerine yer vermiştir. Bilimsel olarak hazırlanmış bir kitaptır.  Ancak; yazar  İlçelerimizi dil gurupları açısından sınıflandırmamıştır.

TARİH İLE TÜRK DİLİ ARASINDAKİ BAĞ

Biliniyor ki tarih boyunca Malatya; Hititler, Med’ler, Persler, Romalılar, Araplar, Anadolu Selçukluları ve Osmanlıların egemenliğinde kalmıştır. Malatya’nın Hititler döneminden önce de çok önemli bir konumu varmış. Anadolu ile Mezopotamya arasındaki yollar Malatya’dan geçermiş. Hitit başkenti Hattuşaş’dan bu ticaret yolu Gürün, Darende,Malatya, Samsat üzerinden Urfa’ya varıyormuş. Buradan Batıdan Kargamış ve Halep, doğuda da Nusaybin üzerinden ikiye ayrılarak Asur ve Babil’e gidiyormuş. Bu yolların ve geçiş noktalarının Malatya’da olması Malatya’nın hem önemini artırmış hem de insan iletişiminin yoğun olmasını doğurmuştur. Bizanslıların çekilmesinden sonra Malatya’ya 712 yılında Ermeniler yerleşmiş.

On birinci asrın ikinci yarısında Malatya Danişmend’lilerin eline geçmiş. Anadolu Selçuklu komutanı 1. Kılıçaslan Malatya’nın Danişmend’lilerin eline geçmesini hoş karşılamamış ve 1105 yılında Danişmend’lileri yenmiştir. Buna rağmen Malatya’da Danişmend’lilerle Anadolu Selçukluları arasında yönetim mücadelesi uzun süre devam etmiş. 1243 yılında Malatya’da Moğollar’ın hakimiyeti görülmüş.

Elbistan ve Maraş Bölgesinde toplanan Oğuzlar’ın Bozok boyundan olan Dulkadir Türkmenleri 1339 yılında Memlüklüler’e bağlı olarak Dulkadir Beyliğini kurmuşler.1515 yılında’da Malatya Osmanlı İmparatorluğu hâkimiyetine girmiş.

Anadolu Türkçesinin özünün Orta Asya olduğu bilinmektedir. Tarihsel devirlerde göç vasıtası ile Anadolu’ya gelen kavimler dillerini, şivelerini de beraber getirmişler. Malatya Osmanlı İmparatorluğu’nun ortalarına kadar büyük savaşlar görmüş ve çalkalanmıştır. Malatya’ya Türklerin yerleşmesine kadar çeşitli uygarlıklar hakim olmuştur. Kısaca şöyle diyebiliriz;  Malatya üzerinde hâkim olan Türkler Malatya şivesini de beraber getirmişlerdir.

MALATYA MERKEZ ŞİVESİ:

Özellikle ana tarafımdan Malatya şivesine aşinalığım var. Biliyorsunuz çağaları (çocuk, bebek)  analar büyütür. Rahmetli anam Zehra(Ucuzcu) Yücel 63 yaşında vefat edinceye kadar Malatya’ca konuştu. Ben de tabii ki onun gibi konuştum. Etrafımdakiler telkin ediyorlardı. Kibar olun, İstanbul Türkçesini konuşun diye. Ben de bu telkinlere kısmen ayak uydurdum. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine gidinceye kadar Malatya şivesinden vaz geçmedim. Tabii ki bu durumdan çok memnunum. Şimdi kibarlaşmaya çalışsam da  tam beceremiyim.(beceremiyorum)

Akçadağ şivesi ile Malatya şivesini ben Akçadağ’lı olmama rağmen farklı bulurum. Ancak; Arğa’da da Malatya şivesinin etkileri görülür.

Malatya merkez dili çok önemli. Çok yumuşak bir dil, insanın zihnini hiç tırmalamıyor.  Gediyik geliyik diyler(Gidiyoruz geliyoruz diyorlar).  Gurban verene Allah’a diyler. Allah sizden irazı olsun diyler.

ŞİVEMİZDEN ÖRNEKLER

Malatya şivesi unutulmasın, tanıtılsın, başka şivelerin etkisinden kurtulsun. Şivemizle ilgili programlar, tiyatrolar, tanıtım filmleri yapılsın,  bilmeyenlere ve unutanlara hatırlatılsın, örgedilsin(öğretilsin).  Böylece Malatya’mızın reklamını yapalım, memleketimize onur kazandıralım.

Biraz da antrenman yaparak dilimizden örnekler sunmakta yarar var.

Gelmek fiilinin şimdiki zamanda çekimi:

Geliyorum- Geliyim

Geliyorsun- Geliysin

Geliyor- Geliyi

Geliyoruz- Geliyik

Geliyorsunuz- Geliysiniz

Geliyorlar- Geliyler

Gelmek fiilinin şimdiki zamanda soru şeklindeki çekimi.

Geliyor muyum- Geliymiyim

Geliyor musun- Geliymisin

Geliyor mu- Geliyi mi

Geliyor muyuz-Geliymiyik

Geliyor musunuz-Geliymisiniz

Geliyorlar mı-  Geliyler mi.

Bazı fiillerde “y” nin konuşma kolaylığı olsun diye söylenmediğine de rastlanmaktadır. Biliyor musuna; bülümüsün, geliyor musuna; gelimisin dendiği gibi.

Dil bilimcisi olmadığım için bu konuda fazla derine inmeyeyim. Bir iki örnek yeter. Şivenin ve ağzın tanıtılması ve yaygınlaşması o şehrin daha çok tanınmasına sebep olur. Mesela Urfa ve Diyarbakır şivesi Türkiye’ye bir renk katmış ise Malatya şivesinin tanınması da Malatya’ya çok katkı sağlar. Malatya şivesinde yazı yazan da hemen hemen hiç kalmadı. Son zamanlarda değerli şair Necati Dikmen’in Malatya ağzından yazdığı bir şiiri paylaşam,  başga örnek nerde bulam?, paylaşam da teselli bulam.

“MEKTEPLERDE GEZİNTİ

Gazi mekdebinde Zarif Dayı yoğh.

Esgi arğadaşlar bilmiyim nerde?

Kimi mutlu, kimi hepden kederde.

Elinde kürek su çevirir geverde.

 

Bi lemedde Liseye gidek de gelek.

Bağ bağhcada bayram ğhazırligi var.

Osman Şahin toplamış talebeyi bilerek.

Tırampet  tağımının bögün çalışması var.

 

Köse, Bestami, Dilaver abe,

Galender, Mahir, Güllü de gelmiş.

Kirve Mustafa manganın başı,

Cengiz, Nihal, Çete hepisi birleşmiş.

 

“Hürrem Sultan”ı seyreddin mi sen?

Gırğh yıl evvelini bi ğhatirlesen…

Dilaver Ganuniydi sankim essahden,

Afferin almışlardı o vağhıdki validen.

 

Fikriye ğhanımdan, Mazez Dumana,

Özdemir begden, güzel Nanaya,

Mişonu unutmağ yakışmaz size.

Hepisinden çoğ bilgi galmışdır bize

 

Nebahat ğhanımın dersi ğoş geçer.

Melahat ğhoca ğasdeymiş kimya boş geçer.

Ğatirlemediklerim bana gızmasın

O günlere getmeyi göynüm çoğ çeker.

 

Acığh da bizim sınıfa girek.

Sait Balçık, Güler Balak, Tamer Alibeg,

Osman Timur, Ali Candaş galdı bilerek.

Hangi derse geliydi Nedim Balıbeg?

 

Ek binayı gözünün ögüne getir…

Banazı’lı Duran, Abidin Gutlu,

Abdurrahman Tortum her dem umutlu.

Hepisi çığa verdi, hepsi de duttu.

 

Metin Marmara’ynan, İlhami Gurşun,

Kemal Yüksel öte yanda otursun.

Sıraları gapışırdığh okul başlarken,

En arğhada oturmayı isderdi Dursun.

 

Mübeccel’nen Şenay çoğh çalışgandı.

Güzüde neticeyi en tez bulandı.

Yazılıda bilmedigim birşey sormuşdum.

Ahmet ğhoca ne gadek de ğhuylandı.

 

Gözümün ögünde herşey gün be gün

İnne vurulduğunda ederdik dügün.

Adını ğhatirleyemedim bir ğhoca vardı.

Gelmişdi bize Bursa’dan sürgün. “

Malatya şivesinin yayılacağı günlere şimdiden bol bol selam olsun. Aklım kesmiyi ya…

  • Etiketler
  • Yorumla
YAZARLAR
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz
avukat dosyası

gaziantep escort istanbul escort mecidiyekoy escort halkali escort bahcesehir escort beylikduzu escort bakirkoy escort